Son günlerde Türkiye’nin gündemini sarsan Ekrem İmamoğlu soruşturması, sadece siyasi boyutuyla değil, ekonomik etkileriyle de dikkat çekiyor. Olayın perde arkasında küresel fon yönetimlerinin olduğu iddiaları, bu sürecin aslında Türkiye’ye yönelik daha büyük bir operasyonun parçası olabileceğini gösteriyor.
Düşen Hisseler ve Kamu Rezervleri
Bir ülkenin ekonomik istikrarı, finans piyasalarındaki dalgalanmalara bağlıdır. Siyasi krizler, bu dalgalanmaları tetikleyen en büyük unsurlardan biridir. Nitekim, İmamoğlu soruşturması ile birlikte borsa hızla değer kaybetmeye başladı. Özellikle Türkiye’nin kritik sektörlerindeki hisselerde yaşanan ani düşüşler, panik havası oluşturdu. Ancak burada sorulması gereken asıl soru şu: Bu düşüşü kimler fırsata çevirecek?
Cevap oldukça açık: Küresel fon yöneticileri, gelişmekte olan ülkelerde yaşanan siyasi krizleri fırsat bilerek düşük fiyatlardan varlık toplama stratejisini uzun yıllardır uyguluyor. Yani düşen hisseler, değerinin çok altına çekilip el değiştiriyor. Benzer şekilde, kamu rezervleri de sarsılan güven ortamı nedeniyle hızla eritilerek düşük fiyatlardan alıcı buluyor.
Bir Kriz Yarat, Sonra Unuttur!
Bu tür operasyonların en büyük özelliği, kriz yaratıldıktan bir süre sonra “bu konu hiç yaşanmamış gibi” bir hava estirilmesidir. Bir bakmışsınız, Türkiye’deki büyük medya kuruluşları artık bu meseleden bahsetmiyor, uluslararası basın sessizliğe gömülmüş. Oysa o süreçte Türkiye’nin ekonomik değerleri çoktan el değiştirmiş, piyasalardaki manipülasyon başarıyla tamamlanmış olacak.
Bu oyun daha önce de defalarca sahnelendi. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını hedef alan bu tür hamleler, siyasi krizlerle tetiklenip ekonomik sonuçlara yol açacak şekilde tasarlanıyor. Amaç, içerideki siyasi gerilimleri artırarak dış yatırımcıların panikle Türkiye’den çekilmesini sağlamak, ardından piyasalardaki düşük fiyatlardan alım yapmak ve stratejik sektörlerde söz sahibi olmak.
Vatandaşların Dikkat Etmesi Gerekenler
Bu noktada, vatandaşlara büyük sorumluluk düşüyor. Öncelikle, yaşanan gelişmelerin sadece görünen kısmına odaklanmamak, arka plandaki ekonomik sonuçları iyi analiz etmek gerekiyor.
Panik havasına kapılmamak: Kriz ortamlarında en büyük hata, aceleci kararlar vermektir. Küresel fonların en çok sevdiği şey, insanların panikle ellerindeki varlıkları satmalarıdır.
Medyadaki yönlendirmelere dikkat etmek: Kimlerin hangi amaçla bir konuyu gündemde tuttuğunu veya unutturduğunu sorgulamak şart.
Ulusal varlıklara sahip çıkmak: Stratejik sektörlerde yaşanan gelişmeleri yakından takip etmek ve kamuoyu baskısı oluşturmak, ekonomik manipülasyonlara karşı en etkili savunmalardan biridir.
Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına yönelik bu tür oyunlara karşı dikkatli olmak ve süreci doğru okumak hayati önem taşıyor. Bugün yaşananlar sadece bir belediye başkanının yargılanması meselesi değil, bundan çok daha büyük ekonomik sonuçları olacak bir sürecin parçası. Bu yüzden vatandaşların sadece bugünü değil, geleceği düşünerek hareket etmesi gerekiyor.
EBUBEKİR ATİLLA